Dolaşım sistemi nedir?

Vücudun, aldığı besin maddelerini, oksijeni ve kendi yaptığı hormonları gövdenin çeşitli kısımlarına dağıtması; dokularda metabolizma sırasında meydana gelen zararlı maddelerin zararsız hale gelmelerini veya atılmalarını sağlayan organlara ulaşması ile görevli sistem. Dolaşım sistemi kalp ve onunla kapalı devre yapan damarlardan kurulmuştur. Kalp, bu sistemin pompasıdır. Damarlarla pompanın attığı kanı vücutta dolandıran borulardır. Kırmızı kan damarları, yapısı ve fonksiyonları bakımından üç ayrı kısımda incelenebilir: 1) Atardamarlar,

2) Toplardamarlar, 3) Kılcal damarlardolaşım sistemi

Dolaşım sisteminin çalışması kalpin canlılık durumuna bağlıdır. Kalp, göğsün ortasında ucu sola dönük olarak yer alır. Çizgili kaslardan meydana gelmesine rağmen irade dışı çalışır. kalpin çalışması birbiri ardından gelen sıkışıp-ufalma (sistol) ve gevşeyip-genişleme (diastol) hareketleri ile olur. kalpin hareketlerini "kalpin iletim sistemi" denilen yapılar sağlar. Kendi içinde meydana gelen uyarıyla ritmik olarak çalışan tek organımız kalpimizdir.

kalpin özel sinir sistemi "sino-atrial düğüm", "atrioventriküler düğüm" ve "his demeti" denilen sinir liflerinden meydana gelir. kalpin özel tembih sistemi otonom sinir sisteminin etkisi altındadır. Bu sistemin parasempatik bölümünden gelen uyarılar kalpi yavaşlatırken sempatik bölümünden gelen uyarılar kalpin l dakikadaki atım sayısını arttırır. kalpin normaldeki atım sayısı dakikada 60-90 arasındadır. kalp atışları genel olarak bilekte nabız oluğuna basarak veya kalpi dinleyerek sayılır. kalpin normalden fazla atmasına taşikardi normalden az atmasına bradikardi denir.

kalpin sıkıştığı an, karıncıklardaki kanı aorta ve akciğer atardamarına attığı andır. Bu anda sol karıncıktaki temiz kan vücuda atılırken, sağ karıncıktaki kirli kan oksijenlenmek üzere akciğere yollanır. Atardamarlar: kalpin pompaladığı kanı organ ve dokulara götüren ve kılcal damarlara dağıtan borulardır. Kesitlerinde genellikle yuvarlak ve kalın duvarlı olarak görünürler. (Bkz. Atardamarlar) Toplardamarlar: Vücutta kullanılan kanı akciğere pompalanmak üzere kalpe getiren damarlardır. Genişlikleri atardamarlardan daha fazladır. Toplardamarların içinde kanın geri kaçmasını önleyen kapakçıklar bulunur. Duvarları ise atardamar duvarından daha incedir.

Kılcal damarlar: Atardamarlar dokulara yaklaştıkça düzenli bir şekilde dallanırlar. Bu dalların çapı gittikçe küçülür ve sonunda kılcal damarları meydana getirirler. Kılcalların atardamar tarafındaki kısmına arteriol, toplardamar tarafındaki kısmına venül denir. Madde alış-verişi genel olarak arteriol ve venüller arasındaki kapiller damar ağında olur. Dolaşım sisteminin görev olarak iki alt grubu vardır: 1) Büyük dolaşım (sistemik dolaşım), 2) Küçük dolaşım (akciğer dolaşımı).

Büyük dolaşım: kalpin sol karıncığına akciğerlerden oksijenlenmiş olarak gelen kan aradaki mitral deliği vasıtasıyla sol karıncığa geçer. Sol karıncığın kasılmasıyla içindeki kan aorta atılır. Atardamarlar boyunca kan bütün vücuda yayılır. Kapiller damarlar seviyesinde kan doku arasında madde ve gaz alış verişi vuku bulur. Burada oksijenden fakirleşen ve bazı maddelerini kaybeden (kirlenen) kan toplardamarlar vasıtasıyla kalpin sağ kulakçığına gelir. Kanın kalpin sol karıncığından çıkıp sağ kulakçığa dönmesine kadar olan bu işleme büyük dolaşım denir.

Küçük dolaşım: kalpin sağ kulakçığına gelen kirli kan aradaki triküspit kapağından sağ karıncığa

geçer. Sağ karıncığın kasılmasıyle akciğerlere giden kan buradan temizlenmiş (oksijenlenmiş) olarak kalpin sol kulakçığına döner. Bu olayın bütünü de küçük dolaşımı meydana getirir. Bu dolaşımın şemasını ilk olarak çizen, Türkistanlı Ali bin Ebi’l-Hazm’dır (v. 1288). (Bkz. İbn-i Nefis)

Kan damarlarının yanısıra doku sıvısının bir kısmı da akkan damarları (lenf dolaşımı) ile sistemik dolaşıma iletilir. Lenf damarları kör uçlu, ince duvarlı borular şeklindedir. Bunlar birleşerek büyük akkan damarlarını, bunlar da birleşerek "göğüs akkan kanalı"nı meydana getirirler. Bu kanal boyunda toplardamar sistemine dökülür.

Dolaşım sisteminde kanın dolanımının sağlanması için kalp kasılma ve gevşemesine göre damarlarda belli bir basınç meydana gelmektedir. Buna kan basıncı veya tansiyon ismi verilir. Sistolik kan basıncı, 110-140 mm civa, diyastolik kan basıncı, 70-90 mm civa arasında olmalıdır. Ancak yaşla paralel olarak normal sınırlar biraz aşağı veya yukarı kaydırılabilir. Yaş arttıkça normal üst sınırlar yükselir. Ayrıca cinse göre ve tansiyon ölçülme pozisyonuna göre (ayakta, oturarak veya yatarak) de değişiklik olabilirse de genel olarak bu rakamların üstü yüksek tansiyon altı ise düşük tansiyonu gösterir. Tansiyonun normal olmaması başta kalp, beyin, böbrek ve göz olmak üzere birçok dokuda rahatsızlık ve bozukluklara sebep olur.

--Reklam--